24 Aralık 2013 Salı

Kardeşle gelen...


    2 yaş, 3 yaş sürekli bir sendrom halindeyiz...sanırım ömrümüzün sonuna kadar çocuklarımızla büyüyen sendromlar olucak...Aslında sendrom demek yanlış , bireyin kendini tamamlama aşamaları demeliyiz belkide  :) 2 yaşta herşeyi ben yapabilirimle ,herşeye gücüm kudretim yeterle başlayan tamamlama aşamalarımız 3 yaşta inat ve 'ben yapıcam' şeklinde devam ediyor...en azından bizim evde durum bu !!! birde zaman zaman gelen babamıza tahamül edememe var...hatta sesini bile duymak istemiyor.Birbirimize SARILIRSAK bittik :) Anneden babayı kıskanma, babayı bir tür rakip görme durumları...
    Hamileliğimin 34. haftasındayım ve bu 34 hafta nasıl geçti hiçbir fikrim yok. Çoğu zaman kaç haftalık hamile olduğumu bile unuttum.Çünkü önümde uğraşmam gereken küçük bir adam var. Aslında uğraşmak gerektirmiyor,daha çok anlamak gerekiyor.Bazen anlamayı başaramadığım oluyor...İkinci hamilelik şimdiden söylemeliyim ki ilki kadar keyfili değil.Çünkü bir sorumluluğunuz var.Mesela hafta sonu ,belki 10 yıldır olmadığım kadar hasta oldum ama sadece bir buçuk gün yatıp, dinlenebildim. Annelerin hasta olmak gibi bir lüksü olamaz ..., onun için kendime çok ama çok iyi bakıyorum artık :)
     Kereme kardeşi alıştırma çalışmalarımız devam ediyor.Kardeşi gelirken 'scooter' hediye getirecek.Bazen kardeşiyle ilgili sevgi sözcükleri kuruyor,bazen ise 'scooter ben kendim alırım,o getirmesin' diyor. Okulundan da hem kendim,hem de Kerem için tam destek alıyorum çok şükür, sıkıştığım her konuda bana yardımcı oluyorlar. Şunları kabul etmeliyim ki; Kerem illaki kardeşini kıskanıcak, ben mutlaka bir süre bakıma çok daha muhtaç olduğu için Gizemle ilgilenicem ve arada canım kaçıp çoooook uzaklara gitmek isteyecek ...ama hep dediğim gibi herşeyden önemlisi sağlığımız,huzurumuz ve aile bütünlüğümüzün bozulmaması :)

9 Ekim 2013 Çarşamba

içimden kopan post :)

      Hayatta herzaman mükemmel şeyler olmuyor tabi ki...Geçenlerde kendimi google çubuğuna 'çocuğuma karşı nasıl daha sabırlı olabilirim?' diye yazarken buldum.Bundan öncede bir sürü saçma sapan cümleler aratmışlığım var :) Bazen gerçekten sabrımın tükendiğini hissediyorum.Etrafımda ki çoğu insan benim çok sakin,sabırlı olduğumu düşünür ama malesef gerçek bu değil. Ben biraz fevri ve sinirli bir tipim,söylediğim şey o anda gerçekleşmelidir.Tezcanlıyımdır ve uyuşukluğa hiç gelemem.
     Ancak hayat ve hayatın bize getirdiği çocuklar insanın tüm huylarının törpülenmesini sağlıyor.İyi ki varsın oğlum,iyi ki doğurmuşum seni...bazen nasıl şükredeceğimi şaşırıyorum...Bazende tüm bunları unutup çok sabırsız olabiliyorum,tabi arkasından gelen pişmanlık...Dövmüyorum,hakaret etmiyorum,gururunu incetecek birşey söylemiyorum ama beni sinirli görmesi bile çok üzücü olabiliyor.
     Kerem genel olarak çok olgun, laftan anlayan bir çocuk,benim minik arkadaşım kendisi :) onunla gezmek,yemek yemek,birşeyler paylaşmak çoğu arkadaşımla yaptıklarımdan daha keyifli...ama arada gelen inatlaşma,anlamsız ağlama krizleri,derdini doğru yoldan anlatamamasının verdiği sinirle çok çekilmez olabiliyor.Eğer o zamanlarında bende çok sakin değilsem durum daha da uzuyor.
    Aslında biliyorum ki ; ben ne kadar sakin davranırsam,onunda sakinliğe geçme süresi o kadar kısalacak.Artık böyle zamanlarda elimden geldiğince yanlız kalmaya ve aceleyle sakinleşmeye çalışıyorum.
     Anne olmak hayatta birden bire 10 level birden atlamak demek bence...Anne olmadan anlamazsın dedikleri bu sanırım.İlk olarak düşündüğüm kişi kendimim ,çünkü ben iyi olmalıyım ki çocuklarımda iyi olsun.Bu sadece fiziksel anlamda değil, ruhsal anlamda da aynı...
Hayatta kendimi çok önemli hissediyorum,çünkü anayım :)
      Şöyle bir laf duymuştum; Hayatta herkes,herkesin herşeyini kıskanabilir...evini...arabasını...ayakkabısını...vs. birtek başkasının çocuğunu kıskanmazsın.çünkü mükemmel olan seninkidir....

27 Eylül 2013 Cuma

kızımız olacakmış :)

      Yaklaşık 2 hafta önce kızım olacağını öğrendim ama oturup şuraya bir türlü yazamadım.ayıp ama !!! Gerçekten çok güzel bir duyguymuş kızın olacağını öğrenmek :) Devamlı aklımdan geçen bir erkekti , çünkü Kerem ile arkadaş olarak büyürler diye düşünüyordum.Ama öğrenince çok sevindim,sanırım psikolojik olarak kendimi bastırıyormuşum :) Zaten aylar öncesinden aldığım sevimli ayakkabılarımız vardı, kızım olursa giydiririm,oğlum olursa hediye ederim diye almıştım,şimdi onları bebişim ayaklarında görmek için sabırsızlanıyorum.
     Geçen hafta ailece İstanbula gittik.Eşim, işi için orada ev kiralamıştı.Bu fırsatı hemen değerlendirip Keremin ilk uçak yolculuğuyla İstanbula yol aldık...Tabi Denizli gibi bir yerden İstanbula gidilirde alışveriş yapılmaz mı :) Ancak durum şu ki : kendime tabiri caizse 'kök' aldım. Kereme ve gizeme( kızımın adı gizem olucak inşalah) alışveriş yapıp döndüm.Kızımın ilk elbiselerini aldım..Ama kendime almış gibi mutluyum...sağlıkla giysinler inşallah :) 

   

5 Eylül 2013 Perşembe

Kerem ve yeni yatağı

    Kerem artık 1,35 lik yatağında rahat etmemeye başlayınca odasındaki halihazırda bekleyen tek kişilik yatağa transfer oldu :) 
    Yaz başından beri yatağına sığamadığı,döne döne yattığından rahat edemediği için kıyamayıp onu yanıma yatırmaya başlamıştım kiiii bebekliğinde bile aynı yatakta yatmadık ...! 5 buçuk ay sonra gelicek olan minikte bizimle aynı odada yatmak zorunda.Durum böyle olunca cümbür cemaat aynı odanın içine sıkışmayalım diye, Keremi kendi odasına tekrar alıştırma sürecimiz başladı.
    Günler öncesinden Kereme ve tüm gördüğümüz aile fertlerine 'artık kerem kendi odasındaki büüüüüyükkkkkk,kocaman yatakta yatıcak, şimşek mcqueen li yastığı olucak' diye anlatmaya başladım.Hafta başında da Jokerden bulduğum her yatağa takılabilen korkuluklardan aldım ve gelin yatağı hazırlar gibi oğluşumun yatağını hazırladım.Okuldan gelice dünyanın en önemli olayıymış gibi süper ötesi yatağını gösterdim ve oleyyyyy BAYILDI !!!! Akşam hadi Kerem uyku saatimiz geldi deyince direk yatağına gitti.İlk birkaç gece korkuluktan hoşlanmayabilir diye uyuduktan sonra taktım, sabahları çıkarttım.Şimdi yatağına da,odasına da alışmış durumda :) Küçük yatağında ise Kerem sığmadığı için oyuncakları uyuyor çaktımayalım :) Şimdiden kardeşinin olucak dersem sinir olabilir bence...
   Oda düzenimizde benim gibi mükemmeliyetçi bir insana hiç ama hiç yakışmıyor :) Yeni gelen minik için tekrar oda takımı almayı düşünmüyorum açıkcası...zaten 5 ay kadar beşikte yatar,sonrada Keremin eski yatağına transfer olur.Biraz daha büyüdüklerinde istekleri yatağı dolabı halıyı alırım.Şuanda birşeyden haberleri yok zaten...İkinci çocukta biraz böyle bir tavır oluyor malesef 'amannnn idare ederiz' şeklinde :) Kerem için düşünülen çoğu şeyi bu sefer pek düşünmüyorum.Aman halısı perdesine uygun olsun,aman duvar kağıdı mobilyasına uygun olsun, duvarda şöyle raf olsun,kenarında böyle süsü olsun falan pek düşünülmüyormuş, en azından ben düşünmüyorum.Şuan için beni tek ilgilendiren şey sağlıklı bir bebeğim olması :)




16 Ağustos 2013 Cuma

15.hafta bitti :)

     Mide bulantılarım 9.hafta itibariyle sona erdi.Keremin hamileliği gibi rahat bir hamilelik geçiriyorum çok şükür...Kilo alma durumum 500gr.,ancak hiç gururlanmıyorum çünkü ilerleyen aylarda mutlaka arayı kapatırım :) Ancak şöyle bir durum var ki, ikinci hamileliğini yaşayan çoğu arkadaşımda söylemişti bunu bana; karnım birden pörtledi :) Bel çevrem kalınlaştı.Keremin hamileliğinde 5. ayıma kadar pantalonlarımı rahatlıkla giyebilmiştim,bu sefer pek mümkün olmuyor.Sürekli elbiselerle geziniyorum.
Bu arada Diyetisyenim Hasan bey İzmire taşındı ama ben onu bırakmadım ve diyet yapmaya telefonlaşarak devam ediyorum.Diyet günlüğümde şöyle;

kahvaltı: 2adet ceviz
               5adet zeytin
               1haş.yumurta
               2kibrit kutusu beyaz peynir
               2dilim ekmek
               domates-salatalık vs

ara:        1meyve

öğle:      yağsız salata
              6yemek kaşığı sebze yemeği
              1kase yoğurt
              1dilim ekmek

ara:       2meyve

akşam:yağsız salata
             3köfte kadar et
             1kase yoğurt
             1dilim ekmek

ara:      1bardak süt
             1meyve  

çoğunlukla hepsini yiyemiyorum ama Hasan beye söylemiyorum tabi ki:) Bu haftaya kadar balık tüketimim pekte iyi değildi ama bu hafta itibariyle haftada 1 kere yemeğe özen göstericem.Kereme hamileyken mutlaka her pazar ya izmire yada fethiyeye gidip balık yerdik.Çocuklarım arasında haksızlık yapmak istemem :) Kan ilacı ve vitaminimi düzenli olarak kullanıyorum.Birde hipotiroid olduğum için her sabah mutlaka aç karınıma ilacımı içiyorum ve ayda bir kan testlerimi yaptırıyorum.Kan verme ile ilgili büyük fobilerim var,eskiden kan verirken mutlaka bayılırdım.Hamilelik sürecinde sürekli kan aldırmaktan bir nebze olsun alıştım , en azından artık  bayılmıyorum...:) 
     Bebişin cinsiyetini henüz öğrenemedim.Ama etrafımda yoğun bir kız baskısı var.Çoğunluk kızım olacağına inanıyorken,ben yine bir erkek evladım olsun istiyorum.Çok klasik olacak ama sağlıklı olsun daaaaaa :):):) İsimler belli ama,kızımız Gizem yada oğlumuz Kıvanç...



    

14 Ağustos 2013 Çarşamba

Doğum fotografları

    Tüm hamilelik telaşı içinde , iyi ki aklıma gelmişte yapmışım dediğim şeylerden biri DOĞUM FOTOGRAFÇISI :) Denizlide kafama uygun biryer bulur muyum acaba diye düşünmeden zaten bu işi yapan 2-3 yerden birini seçip 7. ayım gibi görüşmeye gitmiştim.Fotografçımızın ismi Acil aranıcaklar listesinde doktorumuzdan sonra geliyordu :) Eşimde o dönemlerde fotograf çekimi konusunda oldukça iyiydi ve bu işe merak salmıştı ama bebeğimizin heyecanıyla büyük ihtimalle fotograf çekmeyi unutucaktı.Albümümüze 8.ayda evimizde son tombalak hallerimle başlayıp,oğlumun doğumuyla devam edip,Kerem 1 buçuk aylıkken tekrar evimizde ailemizle yapılan çekimlerle son verdik.Bu gibi özel günlerde dışardan birinin fotograf çekmesi çok daha mantıklı :)    
    Fotograflara her bakışımda hala içim sızlıyor ve mucizemin dünyaya gelişinin heranını tekrar tekrar hatırlamama sağlıyor.Tabi ki ikinci bebişim içinde planlıyorum.Büyüdüklerinde 'neden benim yok ,senin var' kavgası yapmasınlar :)















12 Ağustos 2013 Pazartesi

1 post = 31 ay

       Kerem 31 aylık oldu ve ben bugünlerde hep nasıl bu kadar hızlı büyüdüğünü düşünüyorum.Biraz nostaljik moddayım sanırım.Birde 6 ay sonra herşeyi tekrar baştan yaşıyacak olmamın heyecanı var kabul edelim :)
Keremle ilgili 31 ayı özetlemek gerekirse ;
       14 ocak 2011 tarihinde doğdu.Sağlıklı ama uykuyu sevmeyen bir çocuktu MALESEF, 13 günlük iken beta mikrobundan hastaneye yatıp hiç hatırlamak istemediğim sekiz günümüzü hastane geçirdik.Emzik ve biberon olayına çabuk alışmış bir bebek olarak arada babasının ve anneannesinin ona bakmasına ve annesinin dinlenmesine izin verirdi ta kiiii 3. ayda erkenden çıkarttığı dişiyle biberon ve emziği bırakana kadar... 3.AY itibariyle gece uykularına 18,30 ile 19,30 arası yatar,4 saat kadar deliksiz uyurdu ,sonra sabah 06,00 ya kadar saat başı uyanır,pışpışlanmak yada emmek için uyanmaya başlardı.Saat 6 da güne merhaba der,bir saat kadar süren agularıyla keyifli sohbetler ederdik.Gün içinde 2 saat uyanık,1 saat kadar uykuda geçirirdi.4.AY da muhallebiyle ek gıdalara geçiş yaptık,çok sevmişti ve iştahla yiyiyordu. 5.AY da Yanımızdaki beşiğe sığmadığı için, odasında kendi yatağına geçirmek zorunda kaldık ve ilk ayrılığımızı yaşadık.Görüntülü monitörü bulan insana ne hayır duası etmiştim :) İlk ayrı gecemizde sabaha kadar berbat bir uyku uyumuştum, Kerem ise gayet rahat gözüküyordu.Sanırım büyük yataktan hoşlanmıştı :) 6.AYda hergün taze taze yaptığım ve büyük zevkle yediği ama şimdilerde asla tadına bakmayacağı sebze çorbalarını içmeye başladık.6BUÇUK AYlıkken emekliyordu. 7.AYda akşam üzeri uyku saatine yakın başlayan ve uyuyana kadar kesilmeyen ağlama krizleri başladı.Öyle çok ağlıyordu ki susturmak mümkün olmuyordu.Gece uykularında sürekli hareket halindeydi.Doktorumuz reflü teşhisi koydu ve ilaç kullanmaya başladık.Bu arada geceleri 5 yada 6 kez uyanması gayet normal, sabah 08,00 de güne başlarsak çok geç uyandık diyordum :) 11AYLIKKEN Yürümeye başladık.Tabi çenemiz boş durur mu ? süt su anne baba ve şimdi hatırlamadığım ve yazmadığıma pişman olduğum birkaç kelimesi daha vardı...:( Bir yaşını tamamlarken tekrar biberona alıştırmak için çalışmalara başladım.Avent ile başlayan yolcuğumuz en ucuz biberonları bile deneyerek devam etti.Belki bunu sever ümidiyle ne bulduysam aldım.En sonunda arkadaş önerisiyle üzerinde çiçek böcek olan bir chicco biberonla başarıyla ulaştık.Bu arada et balık sebze tüketimimiz maşallah seviyesindeydi...Hergün sabah-öğle-akşam yemekleri tam ara öğünler süper yeniyor ve anne mutlu ediliyordu :)





15.AY da anlaşmalı olarak anne sütünü kestim.Şöyle ki : Kerem ben artık seni emzirmek istemiyorum,çünkü sütüm gelmiyor ve sen olayı iyice yalancı emzik durumuna çevirdin dedim.Kerem de ogüne kadar yakamdan düşmezken ,o gün itibariyle semtime uğramadı.Sanırım 'beni istemeyeni ben hiç istemem ' dedi.18.AYda söylerken hala garip geliyor ama emzik emmeye başladı.İlk zamanlar engellemeyi düşündüm ama baktım ki eli sürekli ağzında,belkide emme ihtiyacı henüz tamamlanmadı diye düşünerek emziği kullanmasına izin verdim.22.AYlığa kadar ayağımda sallayarak uyutuyordum.22.ayda keremi saat 21,00 de yatağına yatırdım ve yatakta uyuma eğitimlerine start vermiş olduk.Bu arada hayvanlar,arabalar ve legolarla oynamayı çok seviyordu.Bütün hayvanların isimlerini öğrenmişti.Suaygırı,gergedan gibi :)

2Yaşına geldiğinde kocaman bir adam ve en yakın arkadaşım oldu.Birlikte gezmeye çıkmak,vakit geçirmek büyük bir keyif halini aldı :)






26AYlık Keremi okula göndermeye karar verdim.Evde yapıcak birşey bulamıyorduk ve Keremin sıkılmaya başladığını farkettim.Bunun üzerine çokta araştırmadan arkadaşlarımın tavsiyesiyle Denizlideki en iyi anaokullardan Gül Çocukevine başladık.Kerem okuluna çok çabuk alıştı ve 1 kere ağlayarak ayrıldık.Zaten durumları çabuk kabullenen,olgun bir çocuk.Şimdi haftanın hergünü 11 ile 4 buçuk arası kendisi okulda oluyor :)
26 AYlıktan itibaren ve büyük olasılıkta okula başladığından beri Çok değişti.Kocaman bir adam oldu.Her konuda bir fikri var.Herşeye karışıyor ve sürekli konuşuyor.Artık kendi kendine oynamaya başladı.Kendi yıkanmaya,kendi suyunu kendi koymaya çalışıyor.Herşeyi kendi yapmak istiyor bende hiç karşı koymuyorum.Zaten evimiz çocuk evi gibi oldu.Araba sürülmekten çizilmiş lake sehbalarımız,çocuk kilitleriyle dolu dolaplarımız,çıkmayan lekelere sahip halılarımız var :)
31.AYda kerem tuvaleti söylemeyi öğrendi,hemde çok kısa bir sürede...Gerçekten çok şaşırdım.1 yada 2 kez kazamız oldu.Geceleri bile bez bağlamama gerek kalmıyor.Birde 31.AYIN en güzel gelişmesi oğlumun 'ÇOK SEVİYORUM ANNE,KOKLAYIM SENİ,MİS GİBİ KOKUYORSUN' diye bana sarılması oldu.Tüm yaşanan zorluklar,uykusuzluklar,annemden babamdan yemediğim dayağı oğlumun atması,hastalıklar,üzüntüler hepsi bitti o anda.Allah tüm annelere böyle güzel sözler duymayı nasip etsin:) sevgiler....











3 Ağustos 2013 Cumartesi

Tuvalet şenlikleri başladı :)

      Aslında tuvalet eğitimine bayramdan sonra başlamayı düşünüyordum ama Kerem bu süreci kendi başlatmaya karar verdi.Bez takmak istemedi ve sürekli bezini çıkartma çalışmaları yapmaya başladı.Bende bir cesaret tuvalet eğitimi çalışmalarına start vermiş oldum.
        Bir süre öncesine kadar kendi söyleyene dek hiç üstüne gitmeyeceğim, birgün mutlaka 'anne çişşşşş' der diye düşünüyordum.Tuvalet eğitimini çocukta oluşacak bir baskı olarak görüyordum.Hep duyarım 'Küçükken falancaya tuvaletini söylemesi için çok baskı yapmışlar kararsız olmuş' diye.İçimde tuvalet eğitimine karşı bu nedenle bir korku besledim sanırım...Ama doktorumunuz tuvalet eğitiminin adı üstünde bir EĞİTİM süreci olduğunu ,bunu bir baskı konusu olarak görmememi ve çocuğu bu konuda azarlarlayıp kızmadıkça bunun asla bir baskı olmayacağını söyledi ve fikirlerimi değiştirdi.
       Sonuçta çıkarılmış bir bez ve kerem ile başbaşa kaldım.Daha önceki denemelerimde tuvalet adaptörü olmasına rağmen tuvalete oturmak istemiyordu.Bu sefer her sorduğumda 'evettttt hadi gidelimmmmm' diyerek oturdu sanırım biraz oyuna çevirdik :)
       Akşam yemeğinde tam bir yıldır yemediği taze fasulyeyi 'kendim yiycem' diye büyük bir iştahla yerken,küçük tuvaletinin gelmekte olduğunu farketmedi sanırım :) 'ANNE ISLANDIIII' cümlesiyle beni taze fasulye yemesinin mutluluğundan aniden uyandırdı :) Babasıyla birlikte hiç önemli değil, bir daha ki sefere tuvalete yetişiriz , şimdi yetişemedik olsun bebeğim cümleleriyle temizliğimizi yapıp yemek masasına geri oturduk ki 'anneee geldi ,hadi gidelim' dedi ve ilk büyük tuvalet yapma şenliğimiz gerçekleşti.Çok şükür büyüğümüzü tuvalete yetiştirdik.Baktık,el salladık,sifonu çektik,alkışladık...oldukça uzun bir merasimdi...
      Gece yatarken altını bağladım çünkü son birkaç gündür çok hastayım ve Kerem'i gece uyandıramayabilirim.Dediğim gibi çok hazırlıksız bir başlangıç oldu.
       İlk günü sorunsuz geçirdik ,herhangi bir kaza olmadı.Bugün sabah bir kazamız oldu ama hiç önemli değil benim için...Keremin iççamaşırı giymesi :) , büyümesi ,tuvalete oturması, bunu yaptığı için mutlu olması paha biçilemez...
       Tuvalet adaptörü konusunda çok kararsız kaldım ve en basit modeli aldım ama yeni başlayan bebişler için çok dengeli değil ve tuvalet yukarda kaldığı için kendi gidip oturması pek mümkün olmuyor.


   
                           Çalgılı çengili modellere karşıyım,birsürü yer kaplıyor ve oyuncak gibi olduğu için durum iyice oyuna dönebilir diye düşünüyorum.Belki merdivenli adaptörleri deneyebilirim...Birkaç gün daha geçirelim bakalım önemli olan Kerem beyin kararı sonuçta :)



                        

11 Temmuz 2013 Perşembe

çocuklu ve mutlu tatil

          Kerem doğduğundan beri 3. yaz tatilimiz olacak …artık o kadar alıştım ki bir telaş yaşamıyorum.Üç senedir de aynı otele gidiyor olmamızın verdiği bir rahatlık var sanırım.Nasıl bağlandıysak artık, başka bir yere gidemiyoruz. Keremden önce bir sürü otel gezmişliğimiz var, ama Kerem doğduğundan beri Xanada Island Bodrumu tercih ediyoruz. Sanırım üç senedir inatla gitme sebebimiz; Otelde çocuk sayısı oldukça fazla,bu nedenle rahat edebiliyorsunuz.Çocukların oynayabileceği oyun odaları ve parkları var.Yemekleri güzel.Çoğu odası denize bakıyor,kötü oda gibi bir alternatif yok.Manzarası insana huzur veriyor.Çalışan insanlar size ve bebeğinize yardımcı olmak konusunda ellerinden geleni yapıyorlar. (Housekeeping  ilk gittiğimiz sene Keremin çoraplarını yıkamıştı ve ben şok olmuştum).Doktora ulaşmanız çok kolay vs. vs. vs.






          Tabi çocukla tatil ve yalnız tatil arasında birçok fark var.Bunları üç sene içinde oldukça iyi kavradım.Valizimi ‘az ve öz’ felsefesine göre hazırlıyorum.Yani her akşam yemeğine ayrı kıyafet ,5 çift ayakkabı falan yok. Öncelik Keremin ihtiyaçları oluyor. Bol miktarda little swimmers , bol miktarda giyim eşyası, terlikleri,ayakkabıları,havuz için şişme simiti( ama bu sene büyüdüğü için henüz nasıl bir seçim yapacağıma karar vermedim),güneş kremi,güneş sonrası kremi,ne olur ne olmaz ateş düşürücü ve grip ilacı,havluları ve daha aklıma gelemeyen bir sürü ayrıntısını aldıktan sonra,geriye kalan boş yerlere lütfi ve ben sığmaya çalışıyoruz.





         Kerem bu sene büyüdüğü için daha rahat bir tatil yaparız sanırım ?!?! İlk tatilimizde 6 aylıktı ve yemek salonuna girdiğimiz andan itibaren ağlamaya başlıyordu.Lütfiyle aynı anda masaya oturup yemek yiyememiştik.Birimiz yemek yerken ,diğeri Keremi gezdiriyordu.İkinci senemizde aile büyüklerini de yanımızda götürdük.En azından Kereme bakan insan sayısı çoğalsın diye ama beş dakika oturmadan,sürekli koşturma halindeydi ve ben turistlerin minicik bebeklerinin masada hiç kıpırdamadan oturmalarına sinir oluyordum.Birinin çocuğu ağlasa mutluluktan havalara uçuyordum.Ama turist çocuklarının ellerinde sabah -öğlen -akşam Ipad var, çocukların dış dünyayla ilişkileri resmen kapatılmış durumda…Şimdi çocuğumun eline ıpad verirsem,ilerleyen yaşlarda elinden almak için uğraşıcam.Ne gerek var ki? Neyse bu ayrı bir tartışma konusu J
        Her şeye rağmen çocuklu tatil çok keyiflidir.Ayrı bir telaşı ve ayrı bir huzuru vardır.Yalnız yaptığınız tatilden dinlenmiş dönersiniz, çocukla yaptığınız tatilden yorgun dönersiniz.Yalnız yaptığınız tatilde asla, çocuğunuzun bir şeyi keşfettiğinde gözündeki parlayan mutluluğu göremezsiniz.Yalnız yaptığınız tatilde sizin ne giydiğiniz ,ne yediğiniz önemlidir.Çocuklu tatilde öncelik çocuğunuzundur.Bu sene üç kişi olarak gideceğimiz tatile, seneye dört kişi olarak gideceğiz ve daha şenlikli geçecek eminim.O günleri yaşamak için gerçekten sabırsızlanıyorum.
       Ve bize iyi tatiller diliyorum…

8 Temmuz 2013 Pazartesi

anne olunca anladım !!!


             Kerem için ilk defa 1 buçuk yaşındayken pedagoga gitmiştim. Ona nasıl davranmalıyım , yemek sorununu nasıl çözeceğim , hırçınlığını nasıl törpüleyeceğim ??? Kafamda bir sürü sorun vardı. Oysa Kerem ne kadar küçükmüş ve ne kadar sorunsuzmuş şimdi anlıyorum. Elimde sürekli çocuk gelişimi ile ilgili kitaplar okuyorum, arkadaşlarıma soruyorum , ailemiz deki çocuk gelişimci yakınlarımla konuşuyorum.Aman ne kadar da büyütmüşüm …
            Bir şeye sinirlendiği zaman tepkisini başka bir yolla bize aktaramadığından , derdini anlatamadığından  o küçük  kafasını yere vuruyordu. Görmezden gelerek,bulunduğu odadan çıkıp giderek zamanla bu huyundan vazgeçirdim.15. aydan sonra et ürünlerini yememeye başladı ve bu zamanla daha kötüleşerek,yediği tüm sebzeleri ve meyveleri yemeği bıraktı.O zamana kadar çok düzenli yiyen bir bebekti.O günden itibaren sadece yumurta ,çorba, pilav gibi benim için yeterli olmayan gıdalarla beslenmeye devam etti. Pedagogumuzun o zaman bize söylediği ve çok mantıklı gelen önerisi şuydu : ‘Bir çocuğun ne kadar yediği değil, ne yediği önemlidir. Bir tane barbunya tanesi bile yerse, damak tadını zenginleştirir’ Evet, Annelerin belli bir yemek ölçüsü olur ve bebek onun bir parmak altında yerse az yemiş kabul ederiz J O günden itibaren Keremi hiçbir şey yemek için zorlamadım. Pişirdiğim her şeyi sofraya koydum.Keremin canı isterse , yemek istediği şeyin tadına baktı.
            Tabi ki durum böyle olunca evimde gereksiz hiçbir şey bulundurmuyorum. Hatta sütlü tatlı bile yapmıyorum, çünkü onu ana öğün yerine yiyebiliyor. Eve ‘kötüüüüü’ dediğimiz atıştırmalıkları almamak bizimde işimize geliyor.Gereksiz kalori almıyoruz J Düzenli olarak doktorumuza götürüyorum,testlerini yaptırıyorum ve gerekli görüldüğü zaman ilaç takviyesiyle ( kan ilacı ve balıkyağı) gibi desteklemeler yapıyorum.Zaten kilo ve boy gelişimi gayet iyi durumda,hatta biraz fazla uzun sayılır J
           Okula göndermeye karar verdiğimde müdürümüze Keremin biraz hırçın bir çocuk olduğunu söylemiştim. Ama okulda  kötü bir durumla hiç karşılaşmadık,zaten kısa bir süre sonra sosyal ortamda nasıl davranması gerektiğini öğrendi ve  vurma huyuna son verdi.Okul müdürümüz çocukla ‘empati’ yapmak gerektiğini söylemişti.Gerçekten çok doğru…
           Birde benim nacizane edindiğim deneyimler:
*Çocuklardan mantık beklemek mantıklıksızdır.
*Bir çocukla tartışacağınıza ,dikkat dağıtın.Hem daha az yorulmuş, hem de daha az sinirlenmiş olursunuz.
*Kitaplar,pedagoglar falan çok önemli anlıyorum ama en önemlisi annelik içgüdüsüdür.
*Çocuğunuz sizin aynanızdır.Bu gerçekten doğruymuş.Anne olunca anladım.
            

1 Temmuz 2013 Pazartesi

hamileliliğin ilk aylarında uyku hali

    ''Anne adayının gebeliği boyunca bir çok yakınmalardan biri de uyku bozukluğudur. Yapılan çalışmalar anne adaylarının neredeyse yüzde 80’inin hamileliklerinin belirli bir döneminde uyku problemi yaşadığını ortaya koymaktadır. Gebeliğin ilk aylarında hormonal değişikliklere bağlı olarak anne adaylarında gün içinde uyku hali, konsantrasyon bozukluğu ve sürekli uyuma isteği gelişebilir. Bu tamamen kanda yükselen progestron hormonuna bağlı normal bir olaydır. İlk aylardaki progesterone hormonunun yükselişi aynı hızla devam etmeyeceği için gebeliğin ilerleyen dönemlerinde çoğunlukla bu sorun kendiliğinden ortadan kalkacaktır. ''

  '' Normalde kadınların adet döngüsü ve üreme fonksiyonlarını düzenleyen bu hormon, gebelikte normalin üstüne çıkar ve gebeliğin devam etmesinde önemli bir rol oynar. Ancak bir diğer etkisiyle sizi normal bir işgününün ardından maraton koşmuşçasına yorgun ve günlerce uyuyamamışçasına uyku ihtiyacı içinde hissettirir. Aslında buna çok da direnmek gereksizdir: Vücudunuzla savaşmayın ve onu dinleyip gün içinde mümkünse kısa kısa kestirin. Çünkü bu hormon su ve tuz tutucu etkisiyle sık sık tuvalete çıkmaya da yol açar ve geceleri sık uyanmanıza neden olabilir. Sık tuvalete çıkmanın başka bir nedeni de artık büyümekte olan rahminizin idrar torbasına bası yapıp sık idrar yapma hissine yol açmasıdır. ''

        Yukarıda paylaştığım bilgiler,internette araştırıp bulduğum yazılardır.Ancak ben ''uyku halinin '' çokta hormonla alakası olmadığını düşünüyorum.Bence vücut doğumdan sonra uyuyamayacağı günleri çok iyi bildiğinden aradaki açığı şimdiden kapatmaya çalışıyor :)
        Kereme hamileykende ilk aylarım böyle zor geçmişti.Sürekli uykum vardı ve halsizdim.Aynı şeyleri tekrar yaşıyorum.Acil hastaneye giderken bile ne giydiğime dikkat eden ben,şimdi giyinip dışarı çıkmak istemiyorum..Ancak biliyorum ki bu süreç geçecek ve hamileliğin enerji dolu günleri başlayacak.

27 Haziran 2013 Perşembe

Biraz da psikiyatri :)

                Salı günü doktorumuzdaydık ve miniğin kalp atışlarını duyduk.Ancak doktorumuz ,ufakta olsa bir tehlike olduğunu ve ilaç kullanmam gerektiğini söyledi.Hiç üzülmedim, grip ilacı içer gibi ilaçlarılarımı kullanıyorum.İçimde çok güzel hisler var ve herşey yolunda gidecek bence...
               Tüm bunların yanında Kerem hasta...Sünizit olmuş kuzucuğum ve sürekli burnu akıyor.Burnu akmış ve ben görmemişsem 'anne siler misin?' diye yanıma geliyor.Artık büyüdü ve bana laf yetiştiriyor.Dün mutfaktayken 'hadi kerem içeri gidelim' dedim ve bana' ben daha sütümü bitirmedim ki' dedi.
               Beni hem çok mutlu ediyor  ,hem de çok yoruyor.Çünkü oyun arkadaşı benim ve o sürekli oyun oynuyor.'Kerem çok yoruldum' cümlesinide hiç anlamıyor.Çocukların acıma duygusu olmazmış diye duymuştum sanırım doğruymuş.İçimden hissettiğim ve düşündüğüm şeyler için eskiden çok suçluluk hissederdim.'Ben anneyim!!! anneler yorulmaz! uyumaz! şikayet etmez! yanlız kalmak istemez! ' ama hiç te öyle değilmiş.Artık kendimi bu konuda büyüttüm.
               Psikiyatristim artık benim yaşam koçum gibi oldu.İnsan bazen kendine bile itiraf edemediği şeyleri ona rahatça söyleyebiliyor.15 günde 1 gidiyorum ve her gittiğimde 'bugün anlatacak bişey yok ki' diyorum ama 5 dakika içinde mutlaka birşeyler buluyoruz. Keremin gelişimi, benim tutumum en çok konuşmayı sevdiğim şeyler...Geçen hafta gittiğimde Yeni Bebeğimizin geleceğini söyledim ve Nalan Hanımla Keremin olası vereceği tepkilerden bahsettik. Şu anda zaten doktorum,öğretmenimiz ve jinekoloğumun kararıyla 3-4 aylığa kadar söylememem gerektiğini önemle belirttiler. Kerem de zaten çok kardeş meraklısı değil, çocuğu boşuna strese sokmaya gerek yok.
              Doktorumuz iki kardeş arasındaki 3 yaş farkın güzel bir aralık olacağını söyledi.Ancak Kerem tam 3 yaşında olcağı için biraz gergin olabilirmiş.
               Şöyle ki ; Üç yaş çocuklarda tam olarak cinsel kimliğini tanıma yaşıymış.Bu yaşta tam olarak hemcins ve karşı cinsi ayırtedebiliyormuş.Yani babayla aynı, anneyle karşıcins olduğunun farkına varıyormuş.Bu yaşta kız çocukların babaya, erkek çocukların anneye olan hayranlığı belirginleşirmiş. Kız ise babayla arasına girenin anne, erkek ise anneyle arasına girenin baba olduğunu düşünürlermiş. Erkekler de cinsel organın daha belirgin olmasından dolayı , erkek çocuklar babaları onlara kızınca cinsel organlarına zarar vericekler diye düşünürlermiş.Bu nedenle 3 ile 6 yaş arası sünnetin olması cezalandırma gibi algılanabilirmiş.
               Kerem, bebiş yeni doğduğunda ''bu anneannede kalsın''  '' bunu burda bırakalım ,almayalım'' hatta '' bu ölsün'' '' istemiyorum ben bunu'' gibi cümleler kurabilir, hırçınlıklar gösterebilirmiş.Bizde ''biz seni hiç yanlız bırakmadık, sen hep bizimle yaşadın , onuda bırakamayız'' gibi artık bir bütün ve aile olduğunuzu belirtecek cümleler kurmalıymışız.İnsanın kardeşinin olması vazgeçilmez olmadığını hissettirirmiş ve o güne dek sadece ona verilen ilgi ikiye bölündüğünde ' demek ki ben vazgeçilemez değilim' dersini verirmiş. 
           Doktoruma ''Ufaklık geldiğinde ben daha çok ufaklıkla, Lütfi ise daha çok Kerem ile ilgilensin '' dedim.O da keskin hatlarla ilgiyi ayırmayın ama Baba daha çok Kerem ile birlikte olsun.Bebeğin alışveriş ihtiyaçlarını birlikte karşılasınlar.''Kerem bak gene altına yapmış, bezi bitmiş ,hadi gel birlikte bez alalım ''   '' sen ne zaman söylemiştin tuvaletini'' ''bakalım ufaklık ne zaman söyleyecek'' gibi biraz pohpohlamaya yönelik cümleler kurun dedi.Zaten ayakkabısını giydirirken, süt içirirken Keremin hep söyleyecek bir sözü olacak ''ben ayakkabımı kendim giyiyorum di mi? sütümü kendim içiyorum di mi?'' gibi yorumlar getirecektir dedi.
         Tüm bunların yanında doğana kadar tuvaletini söylemeyi öğrenmiş olursa ki hiç ümidim yok , çünkü yapıp üstüne oturuyor :) Bebeğin gelişiyle tekrar beze yapma ihtimali olabilirmiş.
         Evetttttt bunlar Keremin yaşayacakları, peki ya ben !!! dedim ....ben biticem di mi arada?!! :))))
         Nalan Hanımda'' Elbette şimdikinden daha çok yorulacaksın ve ''Keşke olmasalar da bir dinlensem''diyeceksin dedi.Ama önemli olan böyle düşündüğün için asla kendini suçlama. Arada nefes almak, kafa dinlemek isteyeceksin ve böyle zamanlarda etrafındaki insanlardan yardım iste'' dedi. Çok şükür ki etrafımda nefes almamı sağlayacak birçok insan var.
         Aslında bütün sorun fazla mükemmeliyetçi olmamdan kaynaklanıyor.Herşeyi tam yapmak zorundayım, özellikle anneliği...Belki ufaklığın gelişiyle kendimi ister istemez bir daha törpülerim...

24 Haziran 2013 Pazartesi

Güzel bir pazar günü

     Bu haftsonunu çok güzel geçirdik.Dün sevgili eşimin doğum günüydü.Sabah oğluşumla onun için hazırladığımız hediyelerimizi verdik.Resimlerini çekmeyi unuttuğum için daha sonra ekleyeceğim :) Sabah kahvaltımızı bile yapmadan düştük yollara...Arkadaşlarımız Fetiyedeydi ,onların yanına doğru yola çıktık.Kerem yolculuk boyunca çok mutluydu, bıdır bıdır konuşup durdu ve sonunda uyudu.



      Fetiye çok sıcaktı,nefes alınamayacak bir nem var orada....Bizde 'buralarda durulmaz' diyerek arkadaşlarımız  ile birlikte gökova/azmakbaşına doğru yol aldık.Bu yolculuğa 'balık yemem lazım' diyerek başlayan ben, aşırı mide bulantım yüzünden sadece sade türk kahvesi ve lor peyniri yiyebildim :) En iyi vakit geçiren sanırım Kerem oldu. Dere kenarında ayaklarına suya sokup, çılgınlar gibi güldü eğlendi.Hiç ayrılmak istemedi.Çıplak ayakla restorantın içinde gezindi, kazlara ekmek attı, bir ara Nagehancığıyla oturdu,kanoyla geçen insanlara 'uçak' dedi :) tekneyle gezenlere el salladı.




      Dönüş yolu berbattı.Böyle virajlı, böyle yol çalışması olan başka bir yer var mı acaba? Mide bulantım en üst sınıra ulaştı.Eve nasıl geldim bilmiyorum.Mide bulantısı insanın bütün yaşam kalitesini bozan,kötü birşey!!! Neyse rahatsızlığımla ilgili yazıp,onu beslemeyeceğim.Bu da psikiyatristimden öğrendiğim başka bişey :) Bir sonra ki yazıda bununla ilgili yazıcam ki unutmayım.
       Bu sabah kalktığımızda Kerem 'Nagehanla gittik,suya girdik,yemek yedik,babayla babaanneye gittik ' diye tüm yaşadıklarını bana kendi dili döndüğünce tekrar anlattı.Sanırım çok mutlu oldu kuzucuğum :)
      Yarın Bebişin kontrolü için doktora gideceğiz.İçimde garip bir telaş ve korku var.Bu gittiğimizde kalp atışını duyucaz diye umut ediyorum.Ama şu hayatta herşeyi yaşayabiliriz...Bakalım bir sonra ki yazımda neler anlatıyor olacağım...

                              

20 Haziran 2013 Perşembe

7.hafta

    Evettttttt 7. haftada hafiften kendini gösteren mide bulantıları bakalım 8. hafta iyice kötü mü olucak, yoksa Kerem deki gibi bitecek mi?
   Bu arada tekrar diyetisyenim Hasan Bey'e gitmeye başladım.Hem sağlıklı besleneyim,hem de çok fazla kilo almayım istiyorum. Gerçi Kerem'e hamileyken de gitmiştim ve 15 kilo almıştım,ama suç tamamen benimdi!!!
Bu sefer 9 kiloyla bitirelim istiyoruz ama ben bir Ebru Şallı değilim ve bu pek mümkün değil :) Tatlı ve türevlerini görünce oldum olası kendimi tutamıyorum.Merakla 60 kiloyla başlayan yolculuğum kaç kiloyla sona ereceğini bekliyorum.
   Keremi dün okula ben bıraktım ve daha evden çıkmadan bana 'anne okul kapanmış' demeye başladı.Çok  istekli gitmediği ortadaydı,okulun önüne gelince arabadan inmek istemedi ve 'ben orda sıkılıyomm' dedi. Benim anlamadığım tüm bu cümleleri kurabilme beceresini ne ara kazandı :) Öğretmenimiz kendisini arabandan indirmeyi başardı ve arkasına bakmadan oyun parkına doğru ilerledi.
   Geçen gün becerebildiği kadar kendi yıkanmaya çalıştı ve çok mutlu oldu ... Sanırım Kerem büyüyor ve ben hayretle izliyorum.
 




17 Haziran 2013 Pazartesi

sendromsuz pazartesiler!!!!

      Pazartesi bende hiç sendrom oluşturmuyor,çünkü sadece haftanın 2 günü çalışıyorum ... Haftanın hergünü çalışanlar için çok sinir bozucu bir durum, genelde 'keşke bende öyle bir iş bulsam' diyorlar.
      Şu an için durumumdan memnunum, çünkü sadece kendim için çalışıyorum. Evden çıkmak,başka insanlarla bir araya gelmek, iş yerinde yaptığım çalışmalar beni mutlu ediyor.
      Bebişin 7. haftası ve azıcık midem bulanıyor.Kerem de olduğu gibi, hiç hamile moduna falan girmedim.Sevmem zaten şikayet edip durmayı... kimse beni dinlemek zorunda değil !!!
      Kerem süper bir çocuk oldu.Dün akşam yemek masasını sildi ve ben şok oldum.

      'anne sana bişiiiii söliciem'
      'yaşasınnn murnataaaaa!!!'       yani yumurta :)
      'şimsek mekmuin'                 
      'bak şimdi çok güzel olcak'      kule yaparken bana böyle diyor.
      'tabağın bitmiş'                         sofradan kalkıp ,onunla oynamam gerekiyorsa kurduğu cümle :)
      'annem ama şaka babtım'         benim bişeye kızacağımı anlarsa...

    Daha aklıma geldikçe yazıcam ki ileride unutmayım...Kerem ,çok güzel huylu bir çocuk, inşallah kardeşi de ona benzer...Çok olgun,düzenli,disiplinli,kontrolcü ve anlayışlı bir çocuk.Bazı asabi huyları var,ama zamanla düzene giriyor.Kardeşine nasıl bir tepki vericek gerçekten çok merak ediyorum.Kesin kıskanacak ama ileride çok iyi anlaşmaları dilerim ve bunun için elimden gelini yapıcam. Ben hep 'iyi ki abim var' diyorum ve aynı duyguyu onlarında yaşamasını istiyorum. Zaten ikinci çocuğu düşünmemin sebebi de, kardeşlik duygusunu yaşamanın herkesin en doğal yaşam hakkı olduğunu savunmamdır.



Bu arada haftasonu canım arkadaşım Gaye evlendi.Çok güzel bir gelin oldu.Umarım ömür boyunca çok ama çok mutlu olur.













14 Haziran 2013 Cuma

keçeden gelin ve damat



Sonunda damadımızda bitti :) mutlu mutluuuuuu uzun seneler geçirirler umarım :)

13 Haziran 2013 Perşembe

ortaya karışık bir post :)

    Gittiğim 3 doktor sonunda normal bir gebeliğim olduğunu öğrendim. Nedense bu sefer büyük karışıklık yaşadım.Şu hayatta ''Bildiğinden şaşmıcakmışsın''. Doktor değişikliği yapayım derken, kafa karışklığından başka birşey yapmamışım.Sonuçta doğru yolu bulup, Kereminde gebeliğini takip eden doktoruma geri dönüş yaptım :)

    İkinci bebek insanda daha farklı hisler uyandırıyormuş.Daha rahat, daha kaygısız olurum diye düşünmüştüm , ama öyle olmuyor.Sağlıklı bir bebek olur mu ? diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Birde doğduktan sonra ikisiylede yeteri kadar ilgilenebilecek miyim? Şu anda bütün zamanım Kerem'e ait,ama ufaklık doğunca ilgi dağılacak.Umarım üstesinden gelebilirim.Hiç te fena bir anne değilim, başarırım sanırım.:)

   İkinci çocuğun haberini vermekte garip oluyor.İnsanlar ilk bebekteki kadar mutlu olmuyor,daha çok acıyan bir ifadeyle bakıyorlar sanki :) Kazayla olmuşta,sen isteyerek olmuş gibi davranıyorsun sanki...Tabi ki eşim çok sevindi, çocukları çok sever ve olsa 5 çocuk ister.İlk duyduğunda gözleri doldu,söyleyecek birşey bulamadı.Umarım ufaklığı sağlıkla kucağımıza alabiliriz.

    Kerem gibi ufaklıkta beni hiç üzmüyor, mide bulantısı falan olmadan bu hamileliğide bitiririm inşallah...!!!,

    Bu arada Çoook sevdiğim arkadaşm Gaye cumartesi günü evleniyor.Onun için gelin ve damattan keçe magnetler hazırlıyorum.Gelin hazır ama damat hala bitemedi :)